İyi niyetli ve yardımsever bir baba ile çocuğu bir gün doğada gezinirken,
kozasından çıkmaya çabalayan bir kelebek gördüler.
Kelebek kozanın lifleri arasından sıyrılmaya çalışmaktaydı.Yardımsever baba, hemen kelebeğin imdadına koştu. Dikkatlice kozanın
liflerini sıyırdı, kozayı araladı ve kelebeğin fazla çabalamadan kozadan
çıkmasını sağladı. Ancak kelebek kozadan kolaylıkla çıktıysa da, biraz
çırpındı ve uçamadı.
Yardımsever babanın göz ardı ettiği gerçek şuydu:
Kanatlar ancak kozadan çıkma çabalarıyla güçlenir ve uçuşa hazırlanır.
Kelebek kendini kurtarma çabalarıyla aslında kaslarını geliştirmekte,
kendini ayakta tutacak, güçlü kılacak, uçmaya hazırlayacak hareketleri
çabalarıyla öğrenmekteydi. Yardımsever baba işini kolaylaştırarak
kelebeğin güçlenmesine engel olmuştu. Kelebek hiçbir zaman özgürlüğü
tanımadı, hiçbir zaman gerçekten yaşayamadı.
Psikiatr Ruth Sanford` un bir yazısından alınan bu kısa öykü sizlere neler
düşündürdü? `Hiçbir şey` demeyin, sakın. Eğer öyleyse lütfen öyküyü bir
kere daha okuyun ve hayatta bazı işleri başarmamızın kendi çabamıza bağlı
olduğunu bilin. Aksi takdirde zorluklarla mücadele edemeyen, kendine
güvensiz birisi olur çıkarız.
Parlak Kelebekler sınıfı öğrencileri bu öykünün tersine kozadan başarıyla çıktılar. Kendi ayakları üzerinde durabilen, özgüveni gelişmiş, lider ruhlu bireyler olmaya aday çocuklarımıza öğretmenleri doğru rehber olmaya devam ediyor. Parlak Kelebekler "Doğa"da mutlu bir şekilde kanat çırpıyorlar.


